Amerika’da Yemek Kültürü

0

Hayatım boyunca ufak bir hava değişikliği yaşasam bile iştahım her zaman normalden daha fazla açılmıştır.mesela bu Ankara’dan İstanbul’a gittiğim anlarda bile geçerlidir. Efendime söyleyim bende bir iştah,bir doymama hissiyatı. tatlı üzeri tatlı yemeler, ekmek arası dürüm yemeler falan tüm benliğime hakim olurdu. Yemeğe bedenim bu tarz reaksiyonlar verirken, sen tut bu kızı Amerika’ya yolla. O taş hatun, 3 ayın içinde 49 kilodan 63 kiloya çıkmasında kim çıksın. Evet çıktım! Ben yaptım! 63 kilo oldum! Amerika’dan döndüğüm zaman annemle babamın önünde yürürken onların bana arkamdan kıs kıs güldüklerine şahit olmuştum.. Neden mi ? because i have big ass 🙂

Hayat artık benim için çok zordu.. önümde benden önce gideceği yere ulaşan bir göbeğim. Arkamda ise ‘ben hiçbir yere gitmek istemiyorum yeaaaa!’ diyen bir popom vardı.. Amerika’dayken bu kadar kilo aldığımı fark etmemiştim çünkü evimde boy aynam yoktu. Hep kendime cam yansımalarından bakıyordum. Bu yüzden kilo aldığımı anlamam biraz zamanımı aldı.. Amerika’da kilo aldığımı, kilo almış olduğumu 2 olaydan sonra fark ettim.. Birincisi Türkiye’den getirdiğim aslında giydiğim zaman bol olan pantolonumun, bir gün yere düşen bir şeyi almak için eğildiğimde patlaması.. İkincisi ise TR’den getirip veda partim için 3 ay sakladığım kırmızı güzeller güzeli o minicik elbisemin içine girmek için yarım saatten fazla uğraşmam. girmeye inat edip girdikten sonrada nefes alamayacak boyuta gelince partide WC’ye kaçıp kapıyı kitleyip, elbisemi çıkarıp vücudumun yağlarını özgürlüğe kavuşturduğum zaman, o an dedim ki kendime ‘kızım her şey bitti!! artık zekanla göz önünde olmalısın..’ neyse ki türk erkeklerinin etine dolgun hatunlardan daha çok hoşlandığını fark etmem zaman almadı.. 😉

Ve asıl neticeye gelecek olursam, bu kadar kısa sürede ben nasıl bu hale geldim.. ben gelmeyimde kim gelsin.. o hamburgerler, o pizzalar, o barbekü partileri..ummm yummy.. hepsini her şeyi başlıklar halinde anlatacağım. Kulağınıza küpe olacak öğütleri ve denemeniz gereken tüm tavsiyeleri size aktaracağım.

En önemli not!!!!!!!!

Adamların porsiyonları insan için değil. Bir dev için,orglar için,canavarlar için falan.. kocaman yani! hatta kocaman ötesi. Bizim kültürde de tabaktaki yemeği bitirme adeti olduğu için. Sonrasında kocaman bir poponuz oluyor. Bitirmeye kasmayın..Eğer bitiremiyorsanız yediğiniz şey her ne ise ben bunu bitiremedim ve ‘TO GO’ dediğiniz taktirde isterseniz 1. Sınıf bir restaurantta olun onu size paket yapıp vereceklerdir.

SOKAKLARDAKİ KÖŞE BAŞI YEMEK KÜLTÜRÜ
Hot dog diye nice nicesineee sarıldım.

Evet Amerika’ya geldim. İlk durağım New York’tu. Otelimize yerleştikten sonra ben aranmalara başladım.. nerde yemek yiyebilirim diye. Çıktım Time Square’de dolanırken, köşe başında yollarda her yerde ‘HALAL FOOD’ denen küçük minibüslerdeki yemek satış noktalarını gördüm. Mantık aynı bizim araba köftecileri konseptiydi. Turkish Kebab yazıyordu hepsinin menüsünde. Aman yemişim turkish kebabını yıllardır yiyorum zaten diyip yüzlerine bile bakmadım. Nerden bilebilirdim gün gelip mumla arayacağımı o Turkish Kebab yazısını.. çünkü gideceğim eyalette olmayacaktı HALAL FOOD. HALAL FOOD denen şey. İçinde hiçbir şekilde domuz eti ürünü olmayan satış noktalarıydı. Bunu sonradan öğrendim. Ne domuz eti,ne domuz yağı ne de başka bir şey sadece helal şeyler. İsmini de buradan almış zaten. Ve ortalama 5 dolarlık fiyatlarla size bu hizmeti sunuyorlar.. New York’tan son ayrılma günümde tavuk şiş aldım oradan ve tadı tek kelime ile mükemmeldi. Şiddetle tavsiye ederim.

Sonra gene her köşe başında olan ve filmlerde de aşina olacağınız hot dog’culara sardım tabi ki kafayı.. gördüğüm her yerde hot dog yiyordum yaklaşık 2 dolarlık fiyatlarla. hem ucuz hem lezzetli. ve öğrendimki o hot dogların hepsi domuz etinden yapılıyormuş.. nerden bilsin gariban Türk kızı..o yüzden hot dogculara dikkat lütfen..

FAST FOOD'LAR İÇİN SOS KÜLTÜRÜ
Ketçap ve mayonez neymiş ya.

New York’da Applebee’s diye bir restauranta gittim. Filmlerden dizilerden gördüğüm Nachos’u yemeye karar verdim.Bu Nachos bildiğimiz cipsin üstünde böyle eritilmiş sarı peynirle yapılmış bir sosla yenen bira yanı yemeğidir . O cipsi alıp avakadolu yeşil sosa bana bana yiyorsunuz. Tadı güzeldi avakado sosu ile insan her yerde karşılaşıyor Amerika’da.Amerikalılar pek seviyor değişik sosları.evet bizim damak zevkimize göre birazcık farklı ama ben beğenmiştim avakado sosunu. gittiğiniz bir restaurant da yaklaşık 30 farklı çeşit soslarla karşılaşabilirsiniz.. sos seçme aşaması biraz sancılı oluyor. Çünkü biz sadece Ketçap,Mayonez, Hardal,Sezar ve Barbekü sosunu bildiğimiz için,diğer sosları önümüze getirdikleri zaman bu ne olaki diye Allah ne verdiyse döküyorsunuz yemeğin üstüne sonra tuhaf bir şey çıkıyor ortaya ve yiyemiyorsunuz o yemeği. Buna da dikkat. Kesinlikle sorun. Bu yemek ile hangi sos uyumlu olur diye. Doğru kombini yakaladığınız zaman o yemek gerçekten bir cümbüşe dönüşüyor. Benim başıma gelen gibi garsonun suratına mal mal bakmamanız için birkaç sos tavsiye edeceğim size. Mesela Sour Cream and Onion , Salsa, Ranch, Thousand Island,Italian Dressing… bu sosları denemenizi tavsiye ederim.Ayrıca hamburgercilerde falan ketçap ile mayonezi genellikle karıştırarak veriyolar küçük kutular içinde. Eğer ketçabınızı ve mayonezinizi ayrı ayrı yemek istiyorsanız bunu belirtmelisiniz.

DOMUZ ETİ FACİALARI
Biraz hassasiyet yani çok değil.

New York’da bir sabah kahvaltı yapmak amacıyla adını hatırlayamadığım küçük bir restaurant a girdim. Hindi sandviç aldım. hindi sandviç ya ben ne bileyim içine Bacon’ı dayayacaklarını. Bacon denen şey domuz pastırmasıdır. Böyle ince uzun şeritler halinde dilimlenip sonrasında kızartılan bir yiyecektir.Hindi sandviçimi iştahla yerken. Damarlarımda daha önce hiç şahit olmadığım bir yağ kütlesinin gezintiye çıktığını fark ettim. Böyle ağır böyle pis kokan bir şey olamaz. Yiyorum ne olduğunu bilmeden ama gel de bana sor. En son dayanamadım çıkardım içindekileri götürdüm dedim ‘hacı bu ne ola?’ utanmadan dedi ki Bacon. Laaaaaannnn!!! Ben sana sormadım mı Bacon var mı ? diye. Sordum. Yok demedin mi? Dedin.. ee daha ne koyuyorsun.. gözüm döndü sinirden.. leş gibi o şeyi yedirdin bana. Yani diyeceğim şu ki. Bacon yok diyolarsa bile açın içini bakın. Bacon olmadan yaşayamıyorlar çünkü. Bacon’ı gördüğünüz an koşarak uzaklaşın yemeyin cidden tadı çok kötü. Haa seversiniz orası ayrı bilemem. Ayrıca domuz eti yerim nolcak yeaaa diyorsanız yiyebilirsiniz.. ama yemeden önce sorun kesinlikle içinde domuz eti var mı? diye. Ne gerek var yani durup dururken günaha girmeye.

KAHVALTI KÜLTÜRÜ
Kahvaltısız sokağa mı çıkılır? Çıkılmaz. Çıkmayın.

Bir Türk kahvaltısı kültürünü Amerika’dayken asla beklemeyin. Buna hazırlıklı gidin. Adamlar bizim kahvaltıda domates yediğimizi duyunca şaşırıyolar. Şaşırmayı bırakın gülüyorlar. Rencide olmayın. Bizim kahvaltılarımız basar onlara J Amerika’daki kahvaltı kültürü Pan Cake, French Toast, Raisin Toast, Banana Bread, Bagel, Bacon,Muffin Patates,Yumurta ve yanında filtre kahve’den ibarettir.Pan Cake ve French Toast üstünde tereyağı ve özel şurubuyla yenir. Mesela dışarıda bir kahvaltı yapıyorsanız. French tostunuzun yanında size soracakları soru, yumurtanız nasıl olsun ? patatesiniz nasıl olsun ? yani yumurta ve patates her koşulda masanızda oluyor.bunları ücretli sanıp korkmayın. Ücretsiz geliyor yanında. Ve kesinlikle kahve için bunların yanında. Kahve olayına daha geniş olarak aşağıda değineceğim.Banana Bread denen şeyde muz yok! Valla! =) bildiğimiz kek gariplerim napsınlar çeşit olmayınca değişik isimler takalım demişler. Bagel denen şey krem peynirle, yumurtayla,reçelle falan yenen bizim damak tadımıza çok yakın bir yiyecekdir. French toast,Pan Cake ve Bagel’ı kesinlikle denemelisiniz.güzel ortalama bir kahvaltı size 11-12 dolara mal olabilir.

Ayrıca biz alkol aldıktan sonra çorbacıya gideriz ya burada bunlarda hadi kahvaltıya gidelim diyorlar. Bunu duyunca nası yani demeyin ? hadi gidelim diyin. Şaşkınlığınızı Türkiye’ye dönünce yaşarsınız.

KAHVE KÜLTÜRÜ
Sabah kahvemi içmeden ayılamıyorum.

Ordayken ayılamıyorsunuz cidden. Çünkü adamların kahvesi bağımlılık yapıyor. Yoksulluktan ölen insanların bile evinde o kahve makinası olmazsa olmazlar arasında. Gerçekten kahveleri çok lezzetli.orada Nescafe’yi neredeyse bilmeyen insanlar var. Bilmesinler de zaten çünkü nescafe o filtre kahvenin yanından dahi geçemez. Sabah kahvaltıda ya da iş arasında içiyorlar genellikle. Akşamları kahve içen insan pek olmuyor. Uykuları kaçarsa uyuyamazlar çünkü. Yazık. L mesela kahvaltıya gittiğiniz zaman kahveniz bittiği zaman masanıza gelen garson tekrar bardağınızı doldurmak istediğinde yok ben almayım demeyin. Alın. Çünkü sizin kahveniz bittikce bardagınız doldurulmaya devam edecek ve tek bardak kahve fiyatı ödeyeceksiniz. Adamlar malzemeden kaçmıyor yani. Ben kahve içemem çaycıyım ben diyorsanız eğer yanınızda demlik götürün. Sallama çaya talim olmanızı istemem. J dışarıda içmek isterseniz kahveler max 5 dolardır. Hadi olsun olsun 6 dolar.

KAHVECİLERDE YENEBİLECEK APERATİFLER
Kahvemi boş içemem hiç, huyum kurusun.

Genellikle ufak sandviçler vardır buralarda. Tatlı olarakda browniler, cheese cakeler, havuçlu kekler,kruvasanlar,muffinler,donutlar ve onların kuki diye adlandırdığı kurabiyeler vardır. Zaten bunların kahvenin yanına yakıştığını sizdebiliyorsunuz. O yüzden yiyin yani 3-4 dolarınıza kıyın. Cimriliğe gerek yok. Hiç haz etmem.

EVE SİPARİŞ VERME
Engin bir İngilizce isteyen eylem.

Mesela Dominosu arıyorsun. Altı üstü sipariş vereceksin.60 tane soru soruyolar. Yani İngilizcenize hiç güvenmiyorsanız aramayın sakın.ingilizce tel ile konuşmak zor bir olay çünkü. İnternetten verin siparişi. Kasmaya gerek yok kendinizi. Ayrıca şok olacağınız bir bilgi. Pizzaların içinde mısır yok!! Mısır istediğim zaman arkadaşlarım suratıma 5 dk baktıktan sonra gülmüşlerdi bana. Yani pizzamın içine mısır istiyorum diyip rezil olmayın. Siz marketten alın mısırı, çaktırmadan koyun üstüne ve yiyin afiyetle. 🙂 ayrıca köşe başı bir hamburgerci olduğu için bunları eve sipariş vermeye gerek yok. Ama pizzayı verebilirsiniz. kaldığınız bölgenin kendisine ait meşhur bir pizzacısı vardır muhakkak ve oralardan sipariş vermenizi tavsiye ederim.

VAZGEÇİLMEZ FAST-FOOD'CULAR
Sen sanıyor musun ki Türkiye’de bu zamana kadar yediklerin hamburgerdi!

Mc Donald’s Amerika’da en büyük fast food zincirine sahip markadır. Burger King Amerika’da onun üvey evladı gibi kalır. Wendy’s i insanlar ya çok sever ya hiç sevmez. Zip benim favorimdir. Local bir marka olan Roger’s ı görünce sakın ama sakın hamburger ve patatesini yemeden üstüne birde dondurmasını yemeden es geçmeyin. Jack in the box ucuz ve güzeldir. Arby’s in o muhteşem etine diyecek yoktur. Pita-pit bağımlılık yapar, tek kelimeyle muhteşemdir. Subway’den kesinlikle haftada bir kez yenmelidir. KFC ile Amerikadaki en iyi tavukları yersiniz. Pizza-Hut, Dominos iyidir. Ama kesinlikle içinde pepperoni olan pizzalar yemeyin çünkü ne yazık ki pepperoni Amerika ‘da domuz etinden yapılıyor. Taco bell mükemmel bir meksikan fast-foodcusudur. Panda Express ise uzak doğu yemekleri yapan bir fast-food restauranıdır. Denny’s ise kahvaltı hizmeti veren bir markadır.ve siz buralarda bunları yedikten sonra bir daha hamburgerlerin hiç birini beğenmeyeceksiniz.

NOT: en kötü restaurantda bile hamburger yenebilir. Çünkü adamlar bu konuda master yapmışlardır. Tekerler boyutundaki hamburgerler ile karnınız güzelce doyar güvenin bana 😉

ARABAYA SİPARİŞ (DRIVE-THRU)
Araban varsa anca cicim üzgünüm 😉

Filmleri andırır. Alırken mutlu olursun. Anam aynı filmler gibi ya la dersin fast-food restaurantlarında ya da kahvecilerde vardır bu uygulama genellikle. Tembeller içindir.

VİTAMİN VE ENERJİ İÇECEKLERİ
Çok içersen kalpten gidersin dikkat..

Adeta damacana büyüklüğünde enerji içecekleri vardır. RED-BULL, BURN ve MONSTER benim favorilerimdir. Fakat günde 3 tane içiyordum. Kalp krizinden gitmeme ramak kalmıştı.

Gatorade ve Powerrade’i orada grip oldukları zaman falan enerji içeceği niyetine değil vitamin içeceği niyetine psikopat gibi tüketiyorlar. Sizde için işe yarıyor.

DONMUŞ YİYECEKLER
Yemek yapmaya haliniz mi yok? Çok mu yorgun hissediyorsunuz? O zaman alın size donmuş yiyecekler .

İstediğiniz her şeyin ama her şeyin donmuşunu bulabiliyorsunuz. Pizza,hamburger,mısır,et yemekleri,tavuk yemekleri aklınıza gelecek her şey.

Hungry man diye bir marka var. Bu marka hem çok ucuz (5 dolar) hemde çok pratik sevilesi bir şeydir. 4-5 bölmeye ayrılmış bir tabak düşünün. İçerisinde tavuğundan,patates püresine, sebzesine, tatlısına her şeyi barındırır. Açıp mikrodalgaya koyarsınız ve 5 dk sonra yersiniz. Ve bunu istediğiniz tüm marketlerde bulabilirsiniz.

ET YEMEKLERİ
Protein alın ki zekanız çalışsın.:)

Ömrünüzde yemediğiniz kadar eti orda yiyeceksiniz emin olun.Etler inanılmaz inanılmaz inanılmaz ucuz. Yarım kilo et 3 dolar. Yiyin yani bol bol protein alın.fakaat bir restaurant da sipariş veriyorsanız eğer, size sorulacak soru şudur: ‘’ nasıl pişmiş olsun? Az,orta,çok?’’ Eğer Hannibal değilseniz kesinlikle az pişmiş demeyin. Keza bıçağı ete vurdugunuz anda kan patlamasıyla karşılaşabilirsiniz. Az pişmiş anlayışlar pişmemişle kapışabilir. Buna dikkat edin. Orta ya da pişmiş candır.

YOĞURT KÜLTÜRÜ

Sanıyorlar ki yoğurt Yunanlıların 🙁

Yoğurdu daha çok tatlı ve dondurma olarak tüketiyorlar. Üzerine fındık,fıstık,çikolata parçacıkları ile kaşıklaya kaşıklaya afiyetle yiyorsunuz. Amma velakin mesela sturbucks gibi kahvecilerde,altı çilek, üstü yoğurt böyle kahvaltılık yoğurtlarda vardır.

Ayrıca dolmanın yanına (tabi dolma bulabilirsen) yoğurt mu istedi canın. Gidiyorsun markete uzun uğraşlar sonunda bir yoğurt buluyorsun. Alıyorsun yiyorsun ama nerde bizim o yoğurtlar ahh ahh! Yoğurt mayalamayı biliyorsanız şanslısınız 🙂

DÜNYA MUTFAKLARI
Protein alın ki zekanız çalışsın.:)

Belki de Amerikalıları ezebileceğiniz tek alan bu olabilir. Neden mi adamların kendi mutfan kültürü yok. Tek bir tanede kendilerine ait bir şey yok. Hamburger bile onlara ait değil yani siz düşünün!

İşte bünyesinde bir çok kültürü barındıran Amerika baya baya tüm dünya yemeklerine ev sahipliği yapar hem de başarılı bir şekilde.

Meksikan yemeklerini şiddetle tavsiye ederim adamlar bu alanda master degree yani J Tacos ve Quesadillas’ı yemelisiniz. Her yerde bulabilirsiniz bunların.

Uzak doğu yemekleri benden uzak olsun. Ben sevmem ama her adım başı bir çin restaurantı ile karşılaşırsınız. Sora sora deneyin. Ben yol göstermem bu konuda.

İtalyan restaurantları için biraz parayı gözden çıkartıp en güzel makarna ve pizzaları cidden kaliteli bir şekilde yiyebilirsiniz.New York pizzayı tavsiye ederim.

Yunan restaurantları, bu konuda yaram çok büyük. Her dükkanda tatlılarda baklava, ana yemeklerde döner, kebap var. Birde Feta cheese diye ölüyorlar. Bizim tulum peynirine çok benzemektedir. Gayet güzeldir Yunan restaurantları damak tadınıza en yakın yiyecekleri garanti veriyorum orada bulabilirsiniz. Baklavayı falan görünce uyuz olmayın yemenize bakın 🙂

Hint restaurantlarında, Tikka Masala diye bir tavuk yemeği var ki kesinlikle yanında pilavıyla birlikte yemelisiniz. Harikadır kendileri.

Türk restaurantları, aklınız varsa gitmeyin. Eğer bulursanız demleme çay içmeye gidin. Yoksa İskender falan sakın yemeyin. Kalitelisini bulmak çok zor. Adamlar gurbetçi olup unutmuşlar ciğerlerindeki Türkü,yemeklerde o oranda saçma 🙂

ÇORBA
Mercimekmiş,ezogelinmiş, tarhanaymış bunları geçmişte bırakın.

Adamların çorba anlayışını çözebilmek mümkün değil. Bizim Türkiye’de ana yemeklerde ulaştığımız katılıkta çorbaları var. Tatları da şekerli genellikle. Ben içmem içirtmem J

Hepinize şimdiden afiyet olsunnn!! Yiyorsanız spor yapın çok kilo alınıyor tecrübeyle sabit yani 🙂

Share.

Comments are closed.